EY! AKIL SAHİPLERİ...




Tamahkârlık; eski bir tabir olduğu için bilmeyenlerimiz olabilir. Tamahkârlık "Açgözlü olma durumu veya açgözlüye yakışacak davranış, doymazlık" diye geçer literatürde.

Bununla ilgili bir çok atasözümüz vardır edebiyatımızda.

Örneklersek eğer "Deveyi yar'dan (uçurumdan) uçuran bir tutam ottur.." diyebiliriz. Açıklamaya gerek var mı bilmem? ufak şeylere tamah edip ahmaklık edenler için söylenmiş bir sözdür.

Kayıtsız şartsız itaat etmenin veya sevmenin sonucu ya felakettir, yada selamettir. İnsana düşen görev ise felakete düşmeyi de, selamete çıkmayı da tesadüflere bırakmamaktır.

Basit menfaatler karşılığında günü kurtarmak adına kayıtsız şartsız birilerinin ardına düşersen eğer; deve misali bir tutam ot için hayatını kaybedersin. Bu örneği insana uygularsak gelecek nesillerin istikbalini tehlikeye attığının farkına varamazsın.

Yüce dinimizden örnek verirsek eğer, insan denilen varlık iyi amellerden de (işlerden de) kötü amellerden de sorumludur. Anlayacağınız "bizi yanılttılar", "Kandırıldık" veya "biz masumuz" deme şansımız yoktur. Çünkü Allah insan denilen varlığa AKIL gibi üstün bir yeteneği vermiştir.

Günlerdir görsel ve yazılı basında "Yetki devri tasarısını" bugünkü tabirle "Anayasa değişiklik.." metnini tartışıyoruz. Çünkü önümüzde bu tasarıyı referandumda oylayacağımız bir durum var. Ya o uçurumun kıyısına konan otu alacağız veya almayacağız reddeceğiz. Siyasilerimizin bu konuda Maşallahları var. Üslupları o kadar düzgün ki sormayın gitsin. Tophane berduşu kıvamında birbirleri ile öyle ağır ithamlarda bulunuyorlar ki insan olanın dimağı duruyor. Bir tarafta bu yeni anayasaya "EVET" deyin biz size yol yaptık, köprü yaptık diyorlar. Hatta "EVET" demeyecekleri TERÖRİST'lerle aynı kategoriye koyuyorlar ama bir türlü bu metnin içeriğinden bahseden yok. Diğer tarafta yani bu yetki devri tasarısına "HAYIR" diyor. Onlarda eski defterleri açarak "biz terörist, değiliz asıl siz teröristsiniz. Habur çadır mahkemelerini, Oslo ve Dolmabahçe görüşmelerini unutmadık..." diyerek kendilerini savunuyorlar ve dillerinin döndüğünce yeni anayasanın bize neler vereceğini veya neler götüreceğini anlatmaya çalışıyorlar.

Bize düşen görev veya biz ne yapmalıyız;

Önce bu metni o uçurumun kıyısından elimize alıp güvenli bir yerde halkın incelemesine sunmalıyız. İradesi kendi elinde olan ve aklı başında bireyler olarak bu metni enine boyuna inceleyip aklımızın ve olduğu kadarı ile bilgimizin süzgecinden geçirmeliyiz. Kimsenin tuzağına düşmemeliyiz. Gerçek kurtuluş başkalarının dediğine değil aklın ve ilmin gereğine uymaktır.

Kısacası şu ilâhi uyarıyı dikkate almak zorundayız.

"..........Allah, pisliği AKLINI kullanmayanlar üzerine bırakır." (Yunus süresi ayet 100) Hak'dan gelen bu uyarıyı dünyevi işlerimizin çözümünde de rehber edinmek zorundayız.

Ben bu ot'a bağlı tuzağı gördüm. Göremeyenler geleceklerini kurtarmak adına tekrar incelesinler. Belki bizi 50 yıl yönetecek bir tasarıyı tek adamın eline vermeyi içime sindiremem.

 


Son Yazıları

2018.07.09 - Nasıl kurtuluruz!...
2018.03.17 - SAYIN VALİ'MDEN ARZUHALİMDİR..
2018.02.01 - NİHAYET BÖLÜNDÜK!...
2017.08.14 - MEMNUNUZ..
2017.03.10 - EY! AKIL SAHİPLERİ...
2017.02.04 - REFERANDUMDA ALGI MÜHENDİSLİĞİ..
2016.10.14 - EY... ADALET!..
2016.05.05 - Algı...

İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları